Kayyım atayacaklar diye bekledik, atamadılar

Tweet Mehtap Güneş aradı. “Şahsi Bey Cuma günü son sayımızı yayınlayacağız yazı gönderir misiniz” dedi. “Bitti mi yani” dedim sevinerek. Sevinmeme anlam veremedi tabi. “E-evet” dedi. “İyi” dedim, “Yazarım bir şeyler” Üçüncü köprü bitince sevin, körfez geçişi bitince sevin, duble… Continue Reading →

İşte gidiyorum çeşm-i siyahım

Tweet Bitmek bilmez yolculuğumuzun sonu gelmez ayrılığından selamlıyorum sizleri. İnanın ne yazacağımı bilmeden oturdum şimdi klavyenin başına. Ne yazacağımı bilmiyorum, evet. Zaten çoğu zaman susmak daha çok şey anlatır insana. Ayy tamam sustum. Bu nasıl bir klişe. Kendimden soğudum resmen…. Continue Reading →

Okuru olmayan bol tirajlı gazeteler

Tweet 1991 yılından beri bir şekilde yazı çizi işlerinin içindeyim. Müstakil Gazete’nin 3 ayı biraz aşan serüveni sırasında medyanın ‘mutfağına’ dahil oldum ilk defa. Tüm bildiklerimi unuttum bu üç ayda. Mutfak derken neyi kast ediyorum? Dağıtım şirketlerini, tiraj raporlarını, kağıtçı, matbaacı,… Continue Reading →

Abdest nedir bilmeyen tevbeyi anlayamaz

Tweet İyi ki abdest diye bir şey var diye kendi kendime söylendiğim çok olmuştur. Yorgun bir günün sonunda, sıcak bir öğle vaktinde ya da Temmuz’da oruca durmuşken ne iyi gelir şu abdest. Abdest Müslümanın vücudundaki iyilikleri ve güzellikleri artıran, kötülükleri,… Continue Reading →

Allah’a ısmarladık

Tweet Müstakil Gazete’nin son sayısıyla huzurlarınızdayız. Haklarınızı helal edin lütfen. Söylenecek çok şey var, ama matbu yayına son verirken onların çoğunu söylemiştik zaten. Kalanını da bu sayımızdaki başka köşelerde söylüyoruz. Yeni projemiz: MÜSTAKİL KİTAPLAR. Hayırlısıyla gerçekleşir inşaallah. Bize yoldaşlık ettiğiniz… Continue Reading →

Kendini gören Allah’ı göremez!..

Tweet Muhakkak ki Allah pek çok yerde ve Huneyn gününde size yardım etmişti. O gün çokluğunuza  güvenmiştiniz; fakat bu size bir fayda vermedi. Yeryüzü, o kadar genişliğiyle beraber, size dar geldi ve arkanızı dönüp gittiniz. Sonra Allah, Resulünün ve mü’minlerin üzerine emniyet  ve rahmetini… Continue Reading →

Yola Müstakil çıkıp Müstakil bitirenlere selam olsun

Tweet Ben nereye gittiğim kadar kiminle gittiğimin de bir o kadar önemli olduğuna inanıyorum. Muhammed aleyhisselamın “Kişi dostunun dini üzeredir.Öyleyse her biriniz, kiminle dostluk kuracağına dikkat etsin” hadisi bu bağlamda benim benim için yeterli bir düstürdür. Atalarımızın, “Bana arkadaşını söyle… Continue Reading →

Yenildiniz

Tweet Geçtiğimiz yüzyılın 30lı yıllarında dünyada üç yönetim seçeneği vardı. Demokrasi, faşizm ile komünizm. 1923 ila 1950 yılları arasında ülkemizi yöneten iktidar anlayışı faşizme asker yazılmayı tercih etti. 1942 yılına kadar Cumhuriyet Gazetesi “Türkiye, dünya nazizmi içerisinde yerini almalıdır” diye… Continue Reading →

Künefe tadında bir tutam Müstakil!

Tweet Şu kısa hayatta güzel hikâyeler biriktirmeli insan, güzel anları saklamalı nakışlı sandıklarda. Sonra çıkarıp arşivlerden tekrar tekrar okumalı ve yaşamalı. Hikâyeler elzemdir; çünkü tarihe bir şerh de sizin hikâyeniz koyar, tarihte bir yer de sizi yazar. Ve aynı tarih… Continue Reading →

Mavi gibiydin… Bütün gülüşlerin denize çıkıyordu

Tweet Merhaba… Çok fazla ortalıkta dolanmıyorum yazılarımla. Beni hatırlayanınız olursa ne mutlu. Anımsayamayan da varsa kendimi gizlenmiş özneden açığa vurmak suretiyle bir miktar tanıtayım. Ben Müstakil Gazete’nin görsel yönetmeni, Şahsi Fikir beyin bahsettiği üzere Salvador Dali edasıyla sayfaları tasarlayan, kapalı… Continue Reading →

Gazeteler, en güzel hikâyedir

Tweet Oldum olası gazeteleri sevmişimdir. Kitap kadar ciddiyet timsali değildir, dergi kadar bilgiçlik taslamaz. Kararında bir hali vardır. Her gün baştan ayağa yenilenir, her yeni günde tazelenir, bambaşka olayları taşır sayfalarına. Sabah serinliğinde bayiden gazete almayı, katlanmış halini açıp, sağından… Continue Reading →

Bana rahmet yerden yağar

Tweet Ahmed Eflaki’nin Menakıb-ul Arifiyn’de, Abdurrahman Cami’nin Nefehat-el Üns’ünde aktardığı ünlü menkıbedir: Şems-i Tebrizi, kendine şeyh arayışı içinde karşılaştığı her ulu kişiyi sınaya sınaya dolanmaktadır.  Velayete eğilimli olanları şeriatla, şeriata eğilimli olanları ise velayetle imtihan eder. Bağdat’ta da Evhadüddin Kirmani… Continue Reading →

Kermesse var gidelim, neşvü sefa idelüm

Tweet Bahar geldi yaz geldi, evler bize az geldi. Günler geceler derken, kermes sezonu geldi. Gelmesine geldi de; Anadolu’nun küçük kasabalarından metropolün varoşlarına, alanlardan sokaklara, cadde üzerlerinden, parklara sarkan bu kermeslerin faydası ne? Esnaftan alınan tapon mallardan, evlerde yapılan börek… Continue Reading →

“İslâm Interpolü, cuntadan kaçmış bir mazlumu isterse verecek miyiz?”

Tweet Ortadoğu uzmanı gazeteci-yazar İsmail Yaşa, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın (İİT) 14-15 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirdiği son İstanbul Zirvesi’ni, Müstakil Gazete’ye değerlendirdi. Yaşa’ya İİT ülkelerinin, son zirvede gündeme gelen Doğu Kudüs başkentli Bağımsız Filistin Devleti’nin kurulmasındaki rolünü, teşkilatın gidişatını, Adalet Divanı, İslam… Continue Reading →

Hakan Albayrak’ın bir Müstakil-Diriliş’i

Tweet ( Editörün Notu )   Bismillâhirrahmanirrahîm Sahibimiz ALLAH’ın (CC) adıyla, nasipse, söze başlayalım. Dünyanın en kıymetli vakitleri sizin olsun, hayat her sabah taze umutları kapınıza bıraksın, doğan Güneş’le yuvanız ısınsın, her bakışınız, attığınız her adım Rabb’imiz için olsun, dilinizden… Continue Reading →

Başak Masalı

Tweet Saçların altın sarısı omuzlarına kadar, başın dimdik, sevdiğinin sıcaklığı ısıtırken yüzünü, ılık ılık esen meltem hem ferahlatıyor içini hem de savuruyor saçlarını dört bir yana. Hür olmak yalnız olmak değildir, sen de yalnız değilsin. Sımsıkı bağlısın annenin kara bağrına,… Continue Reading →

Düşler

Tweet Semih Kaplanoğlu’nun Yusuf Üçlemesi’nden “Bal”ı izlediğimde, “Fıtrat kokulu bir film böyle olur” cümlesi dökülmüştü dilimden. Daha öncesinde, Andrey Tarkovski’nin “Offret”i hakkında da böyle düşünmüştüm.  Tarkovski’nin Ofrett’i de, insanı varoluşsal bir yolculuğa çıkarıyordu ama Batı’nın ontolojik çıkmazının, filmin her karesine… Continue Reading →

Devr-i alem!

Tweet   Ülkemdeki her üç kişiden ikisi gibi ben de hep dünyayı dolaşmak istemişimdir. Öyle ki bu istek an gelir karşı koyulamaz hale gelebilir zihnimde. Lakin dünyayı dolaşmak için ya ulusları kapsayacak bir ticaret yapmalı insan ya da baba parası… Continue Reading →

Bir Eyüp hikâyesi

Tweet Eskilerden bir arkadaşımı görmek, kendisiyle muhabbetin dibini bulmak niyetiyle çıktım bizim huduttan, vardım Eyüp semtimize. Arkadaşım, Enise, gecikeceğini söyledi. Bunun üzerine şöyle bi’ etrafı dolanayım dedim. Seneler -muhtemelen 1, çok çok 2 sene- olmuş gelmeyeli buraya. Birden yüreğim kabardı…. Continue Reading →

Mevleviler, Ahiler ve Kalenderiler -Neler yaşandı?-

Tweet Mevlana ile Ahi Evren arasında hem meşrep bakımından hem de siyasi tutum bakımından önemsenecek ayrılıkların olduğunu söyledik. Yaşanan bazı hadiselerin de bu ayrılıklar arasındaki uzlaşma arayışını imkansızlaştırdığını buna eklemeli. Ahi Evren’den başlayalım. Annesi ve bazı devlet erkanının yardımıyla babasına… Continue Reading →

Bir kütüphanede yaşamak

Tweet Tabletlerin dünyasında bir kütüphanede yaşamanın hayalini kurmak. Ne kadar ilginç. Üniversitede öğrenciyken başlamış bir hayaldir bu. Hayal kurmanın gerçeğin tahtına göz dikmek olduğunu öğrendiğimden beri bu hayali, kurmacalıktan gerçekliğe dönüştürmenin derdindeyim fasılasız. Öğrencilik hayatım boyunca zamanımın önemli bir kısmını… Continue Reading →

Bir Muhayyel: Rüya Kadar

Tweet Kitap ayraçlarına sevdalı olduğumuz İz Yayıncılık, yeni bir edebiyat serisine başladı: Muhayyel Kitaplar. Yeni dediğime bakmayın, aylar oldu aslında ilk kitaplar basılalı. Henüz alabildim ben. Doğukan İşler’in ikinci kitabı -ilki Dedalus Kitap’tan çıkmıştı: Öykü Yapım Çalışmaları- Rüya Kadar’ını ve… Continue Reading →

Yazıhane günlükleri: Arkamda tır var

Tweet On yıldır yazı yazmıyorum diye unuttunuz değil mi beni? Yazıhaneye gelince sordum hemen arayan soran var mı diye. Yokmuş. Twitter’da da sadece biri “abç kovuldu mu?” demiş. O kadar. Bu mudur yani. İnsan bi’ merak eder. Belki istifa ettim…. Continue Reading →

Keşke bunları 2 gün önce yazsaydım!

Tweet Bu yazacaklarımı keşke 2 gün önce yazsaydım. Fakat tavşanlara kümes, kuşlara kafes, anaokulu bebelerine ağaçtan ev yapmaktan makale yahut köşe yazısı yazmaya vakit bulamadık ki birader. Hobimiz fobimiz olacak o derece. Şayet 2 gün önce yazsa idim, kafamda kurmuş… Continue Reading →

Anadolu ümmidir, cahil değil

Tweet   Aylardır gündemimde olan, zihnimin bir köşesinde beni sürekli meşgul eden bir mesele var: Okuma eylemi. Hangi muhabbet ortamına girersem gireyim mevzuyu bir şekilde bir yerinden yakalayıp “okumak” fiiline getiriyorum. Büyüklerimle, hocalarımla ve arkadaşlarımla bu durumu istişare edip duruyorum…. Continue Reading →

Medya yahut “Etki Ajanlığı” karargâhı!

Tweet   Toplum mühendisliği olgusunun önemli bir ayağıdır algı yönetimi… Medya ise algı yönetiminin şah damarıdır! Gezi’den beri bu yöntem, bütün acımasızlığı ile tatbik ediliyor ülkemizde. Üstelik bu, tek ayaklı da değil, kapsamlı bir proje çerçevesinde birden fazla maksada yönelik… Continue Reading →

Sanatta ahlak / ahlakta sanat

Tweet   Oradan bakınca nasıl görünüyor? Tuhaf di mi? Merak etmeyin bana da öyle görünüyor.(sanki merak eden varmış gibi) Ne söylediği belli olmayan bu giriş de nerden çıktı? Daha önce de yazdığım gibi doğaçlama yazan biriyim ben. Zira doğaçlama yaşıyorum…. Continue Reading →

Hadi gel, çocukluğumuza dönelim (II)

Tweet O devirler öyleydi, 8 yıllık kesintisiz eğitim icat edilmeden önce, ilkokulu bitiren her çocuğun, mahalledeki bir abladan dinini öğrenmesi normal, rutin, sıradan; ama bir o kadar da ‘mühim’, atlanılmaması lâzım gelen bir gelenekti. Devlet bilirdi ve hiç de rahatsız… Continue Reading →

Hadi gel, çocukluğumuza dönelim (I)

Tweet Ben diyeyim 5, siz anlayın 6 yaşlarındaydım. Benim sevgili anneciğim namaz surelerini okur, ben okuma yazma bilmeden onun söylediklerini tekrar ede ede ezberlerdim, Subhaneke’yi, Ettehiyyatü’yü… Ne güzeldi çocukluğum. Ne güzeldi çocukluğumuz. Bir gün “Mehtap’çığım, Ayşenur ve Serap ablanlarla birlikte… Continue Reading →

Martin Eden’den Derrida’ya edebiyat dersi – 1

Tweet Dünyanın en endişeli beyitine, ünlü İtalyan heykeltıraş Gogol’un ‘Yüzyıllık yalnızlık’ kitabında rastlamıştım. Şöyle diyordu Gogol: “Korkuyorum senden, korkuyorum seni akşam üstü pencereye yönelten şeylerden” Gogol’un çağdaşı Rimbuad’un ‘Oliver Twist’ isimli lirik romanının konusu da işte bu kahredici endişeydi. Hatta… Continue Reading →

« Older posts

© 2016 Müstakil Gazete — Powered by WordPress

Theme by Anders NorenUp ↑